
Beyaz badanalı duvarlar, kobalt panjurlar ve deniz renginde bir havuz — Beşparmak Dağları ile Akdeniz arasında 120 yıllık bir konuk inzivası.
Kıbrıs'ın sakin Lapta köyünde yer alan The Old Monastery, bir asrı aşkın süredir bu yamaca göz kulak oluyor — Osmanlı döneminde bir sığınak, St Luke kilisesinin yanında bir manastır, sonra mimar Pearce Hubbard'ın evi ve bugün aile işletmesi bir inziva.
Sekiz self-catering ev, avlunun kalbinde elle kazılmış bir havuz, yüz yıllık serviler ve yılda 330 güneşli gün. Dinlenmek, kutlamak ya da sadece durmak için gelin.

Endülüs kemerleri ve kubbeli bir hamam, bir asırlık taş duvarlar, gölgeli iki avlu ve elle kazılmış turkuaz bir havuz — bir manastırın mimarisi, konukları için korunuyor.






Boyalı ahşap kapılar, kobalt panjurlar ve elle döşenmiş çiniler — nesillerdir bu evi renklendiren mavi-beyaz.




Her ev tamamen self-catering — kendi mutfağı, banyosu ve balkonuyla. Tarihlerinizi yukarıdan seçin; her ev anlık müsaitliği gösterir.









Kimileri havuz ve güneş için gelir. Çoğu ise daha sessiz bir şey için — manastırın 120 yıldır koruduğu dinginlik için. Şapel, avlu bahçesi ve sanat stüdyosu; konuklara, inzivalara ve atölyelere açıktır.
“Harika bir konaklama geçirdik.”
“Unutamadığınız bir sıcaklık ve nostalji — şimdiden geri dönmek istiyoruz.”
“Yıllardır geçirdiğimiz en huzurlu hafta.”
Canlı Google, Booking.com ve Airbnb yorumları burada akacak.